Guncel Tanitim Ve İRC Toplulugu
  sohbet




Yeni Konu Aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 16-06-20, 03:33   #1
Çevrimdışı
AKIL


-- Sponsor Baglantı --



Evvel zamanda bir padişah, kızını ülkenin en akıllı kişisine vermek ister..
Dört bir yana tellallar çığırtıp,zenginini, fakirini, ağasını, beyini haberdar eder...

Gün gelir prensese talip olan herkes sarayın avlusuna toplanır.
Ağaların, beylerin, yanına bir çobanda yarışa girince, herkes alay eder gariple, kahkayı patlatır.

Padişah kızımla evlenmek isteyen çobanda olsa bu yarışa girecektir der.
Aklını kim kullanıp üç sınavı geçerse prensesi o alır gider...

Yirmi kadar talipli dizilirler sonrasında yanyana.
İlk sınavları,büyükçe bir yığın, küçük talaşlarla karıştırılmış buğdayı,birbirinden ayırmaktır hemde bir gün gibi kısa bir zamanda...

Çobanla dalga geçen ağalar, beyler, zenginler çalışmaya başlar daha ilk dakikadan.
Bizim çoban ise atar yığının yanına döşeği, yatar akşama dek hemde hiç uyanmadan...

Fakat kimse bir gün gibi kısa bir zamanda,bir yığın buğday ile talaşı birbirinden ayıramaz.
Çoban ise,görevin üstesinden gelir,herkesi eler ortada rakip bırakmaz...

Padişah tek başına ilk sınavdan başarı ile çıkan çobana pek bir hayret eder.
Fakat sonra şaşkınlığını gizleyip ikinci sınavını bahşeder.

Şimdide, yarım asırdır birbirine küs olan iki inatçı ihtiyarı ne yapıp edip barıştırmasını istemiştir...
Çoban kendisinden önce kimsenin başaramadığını yapıp, bu sınavıda tamam etmiştir...

Şimdi ise iş kalmıştır üçüncü ve son sınava.
Padişah,çobanın bu görevin üstesinden gelemeyeceğini düşünür asla.

Komşu ülkenin kralına elçi gitme görevini verecektir ona.
Senelik vergiyi arttırmasını isteyecektir zira.

Fakat savaşın eşiğine geldikleri ülkenin kralı, belli bunu kabul etmeyecektir.
Padişah kimi elçi gönderse onu canından edecektir.

Çoban ise cesaretle elçi gider komşu ülkenin kralına.
Günler sonra ise sapasağlam döner gelir kendi yurduna...

Hem krala gözdağı verip, vergiyi artırmayı kabul ettirmiştir.Hemde büyük bir cesaretle elçi gidip,padişahın gözüne girmiştir...

Fakat padişah,çoban'ıntüm sınavları nasıl geçtiğini merak eder.
Çobanı karşısına alıp,herşeyi bir bir anlatmasını ister.

Çoban, koca bir yığın buğdayla, talaşı bir günde nasıl ayırdığını anlatır.
Meğer her akşam üzeri şehirde esmekte olan rüzgardan yararlanmıştır.

Akıllı geçinen ağalar beyler buğdayları elle ayırırken tek tek.
Bizim çoban rüzgarda ayırmıştır, buğdayla talaşı eleyerek.

Küs iki inatçı ihtiyarı barıştırmasının aslını ise şöyle anlatmıştır çoban.
Menfaat ve çıkarı olduğunda inadındanda vazgeçer insan.

Babasından kalan bir tarlayı, bunu size padişah hibe etti demiştir mal hırsı gözlerinden anlaşılan ve sırf bu yüzden küstüklerini anladığı, iki ihtiyara.
Fakat sözde padişah bir şart koşmuş, küslüğü bitirecekler,ortak kullanılacaktır tarla...

Çoban üçüncü sınavı ise şöyle anlatır.Meğer kralın gözünü korkutmak için olaya bir yalan katmıştır.

İki ülkeyede düşman olan, Şam kralı üzerimize gelecek demiştir yalandan.
Güç birliği etmezsek kurtulamayız biz bu zor durumdan.

Kral korkmuş, padişahla güç birliği yapmak istemiştir.Hem anlaşmayı imzalamış,vergi vermeyi de kabul etmiştir...

Padişah pek bir beğenmiştir çobanın cesaretini, aklını ve cevabını.
Hemen hazırlıkları başlatıp başgöz etmiştir genç çobanla, prenses kızını.

Üstüne üstük birde vezir seçmiştir damadını kendine.
Anlamıştırki akıl ve cesaret ne ağalıktadır ne beylikte nede zenginlikte...
Evvel zamanda bir padişah, kızını ülkenin en akıllı kişisine vermek ister..
Dört bir yana tellallar çığırtıp,zenginini, fakirini, ağasını, beyini haberdar eder...

Gün gelir prensese talip olan herkes sarayın avlusuna toplanır.
Ağaların, beylerin, yanına bir çobanda yarışa girince, herkes alay eder gariple, kahkayı patlatır.

Padişah kızımla evlenmek isteyen çobanda olsa bu yarışa girecektir der.
Aklını kim kullanıp üç sınavı geçerse prensesi o alır gider...

Yirmi kadar talipli dizilirler sonrasında yanyana.
İlk sınavları,büyükçe bir yığın, küçük talaşlarla karıştırılmış buğdayı,birbirinden ayırmaktır hemde bir gün gibi kısa bir zamanda...

Çobanla dalga geçen ağalar, beyler, zenginler çalışmaya başlar daha ilk dakikadan.
Bizim çoban ise atar yığının yanına döşeği, yatar akşama dek hemde hiç uyanmadan...

Fakat kimse bir gün gibi kısa bir zamanda,bir yığın buğday ile talaşı birbirinden ayıramaz.
Çoban ise,görevin üstesinden gelir,herkesi eler ortada rakip bırakmaz...

Padişah tek başına ilk sınavdan başarı ile çıkan çobana pek bir hayret eder.
Fakat sonra şaşkınlığını gizleyip ikinci sınavını bahşeder.

Şimdide, yarım asırdır birbirine küs olan iki inatçı ihtiyarı ne yapıp edip barıştırmasını istemiştir...
Çoban kendisinden önce kimsenin başaramadığını yapıp, bu sınavıda tamam etmiştir...

Şimdi ise iş kalmıştır üçüncü ve son sınava.
Padişah,çobanın bu görevin üstesinden gelemeyeceğini düşünür asla.

Komşu ülkenin kralına elçi gitme görevini verecektir ona.
Senelik vergiyi arttırmasını isteyecektir zira.

Fakat savaşın eşiğine geldikleri ülkenin kralı, belli bunu kabul etmeyecektir.
Padişah kimi elçi gönderse onu canından edecektir.

Çoban ise cesaretle elçi gider komşu ülkenin kralına.
Günler sonra ise sapasağlam döner gelir kendi yurduna...

Hem krala gözdağı verip, vergiyi artırmayı kabul ettirmiştir.Hemde büyük bir cesaretle elçi gidip,padişahın gözüne girmiştir...

Fakat padişah,çoban'ıntüm sınavları nasıl geçtiğini merak eder.
Çobanı karşısına alıp,herşeyi bir bir anlatmasını ister.

Çoban, koca bir yığın buğdayla, talaşı bir günde nasıl ayırdığını anlatır.
Meğer her akşam üzeri şehirde esmekte olan rüzgardan yararlanmıştır.

Akıllı geçinen ağalar beyler buğdayları elle ayırırken tek tek.
Bizim çoban rüzgarda ayırmıştır, buğdayla talaşı eleyerek.

Küs iki inatçı ihtiyarı barıştırmasının aslını ise şöyle anlatmıştır çoban.
Menfaat ve çıkarı olduğunda inadındanda vazgeçer insan.

Babasından kalan bir tarlayı, bunu size padişah hibe etti demiştir mal hırsı gözlerinden anlaşılan ve sırf bu yüzden küstüklerini anladığı, iki ihtiyara.
Fakat sözde padişah bir şart koşmuş, küslüğü bitirecekler,ortak kullanılacaktır tarla...

Çoban üçüncü sınavı ise şöyle anlatır.Meğer kralın gözünü korkutmak için olaya bir yalan katmıştır.

İki ülkeyede düşman olan, Şam kralı üzerimize gelecek demiştir yalandan.
Güç birliği etmezsek kurtulamayız biz bu zor durumdan.

Kral korkmuş, padişahla güç birliği yapmak istemiştir.Hem anlaşmayı imzalamış,vergi vermeyi de kabul etmiştir...

Padişah pek bir beğenmiştir çobanın cesaretini, aklını ve cevabını.
Hemen hazırlıkları başlatıp başgöz etmiştir genç çobanla, prenses kızını.

Üstüne üstük birde vezir seçmiştir damadını kendine.
Anlamıştırki akıl ve cesaret ne ağalıktadır ne beylikte nede zenginlikte...
  Alıntı ile Cevapla

CF Reklam
sohbet isami sohbet
Cevapla

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık